activex

AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki

AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel

AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.

AJDA: Filiz,sürgün. Çok genç.

AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı

AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi
www.izmirseslidunya.com
AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün

AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan

ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş

ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime

ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

ANDAÇ: Anılar, hatıralar

ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin

ARMAĞAN: Hediye, ödül

ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek

ARZUM: İsteğim,dileğim,hevesim.

ASENA: Dişi kurt, güzel kız

ASLI: Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.

ASU: Azgın, huysuz, isyan eden. Afacan.

ASUMAN: Gökyüzü

AYBEN: Ben ayım anlamında

AYBİKE: Ay gibi güzel kız

AYCAN: Ay gibi sevilen,aydınlık can.

AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.

AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki

AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel

AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz

AYGÜN: Hem ay, hem gün

AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi

AYLİN: Ayla ile aynı anlamdadır

AYNUR: Ay ışığı

AYSEL: Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan

AYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.

AYSUN: Ay gibi ışıltılı ve güzel.

AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan

AYŞEGÜL: Güller içinde mutlu yaşayan.

AYŞEN: Neşeli,gülen,aydınlık.

AYŞİM, AYŞİN: Parlak ışık saçan.

AYTEN: Güzel bir tene sahip olan.

AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız

B

BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.

BALIN: Yar, sevgili

BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.

BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı

BEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.

BELDE: Memleket, şehir, kasaba

BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen

BELKIS: Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.

BELMA: Uysal,sakin.

BENAN: Parmak uçları

BENAY: Ben ayım, ay gibiyim

BENGÜ: Ölümsüz, sonsuz

BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç

BERİL: Zümrüt

BERİN, BERRİN: En yüksek, en ulu anlamında

BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı

BERRAK: Duru

BERRAN: Keskin, kesici

BETÜL, BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma’nın diğer isimleri

BEYZA: Çok beyaz, lekesiz

BİHTER: Daha iyi, en iyi

BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi

BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz

BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesi

BİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.

BİNNUR: Çok ışıklı, ışığı gür

BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz

BİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.

BİRSEN: Yalnız sen

BUKET: Çiçek demeti

BURCU: Güzel koku, ıtır

BURÇAK: Bir bitki

BURÇİN: Dişi geyik

C

CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.

CANAY: Ay gibi temiz.

CANDAN: İçten, gönülden

CANDAŞ: Candan, değerli dost

CANSEL: Hayat veren su.

CANSIN: İçten,gönüldensin.

CANSU: Can suyu. Hayat veren su.

CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan

CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel

CEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif, ince bacaklı memeli.

Ç

ÇAĞLA: Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali

ÇAĞRI: Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.

ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü

ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi

ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan

D

DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası

DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki

DEMET: Çiçek bağlamı, deste

DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su

DERYA: Büyük deniz anlamında

DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzenini , köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak değiştirme.

DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.

DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim

DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.

DİLEK: İstek, rica,arzu.

DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan

DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.

DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat

DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali

DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim

DUYGUN: Duygulu,hassas,hisli kişi.

E

EBRU: 1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalı

ECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.

ECESU: Su gibi berrak ve güzel.

EDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.

ELANAZ: Ela gözlü,nazlı güzel.

ELANUR: Ela gözleriyle nur saçan.

ELÇİN: Deste, tutam

ELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.

ELVAN: Renkler,çeşitler.

EMEL: Arzu, özlem.

EMİNE: İnanılır,güvenilir.

ESEN: Sağlıklı, salim

ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça

ESİN: Sabah rüzgarı

ESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.

ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.

ESRA: En çabuk, çok çabuk

EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü

EZGİ: Melodi, şarkı, türkü

F

FATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.

FERAH: Aydınlık, iç açıcı

FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet

FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş

FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.

FEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.

FİGEN: Yaralayan, kıran

FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.

FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.

FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı

FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek

FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik

FÜSUN: Büyü

G

GAMZE: Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur

GAYE: Amaç, erek

GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek

GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey

GONCA: Tam açılmamış çiçek

GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında

GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel

GÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.

GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.

GÜHER: Cevher

GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül

GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.

GÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.

GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.

GÜLCE: Gül gibi.

GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.

GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında

GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel

GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan

GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen

GÜLİN: Güzel,zarif.

GÜLİZ: Gül yetiştiren

GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam

GÜLNİHAL: Gül fidanı.

GÜLRİZ: Gül saçan

GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı

GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında

GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan

GÜLŞEN: Gül bahçesi

GÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.

GÜNAY: Hem gün, hem ay

GÜNNAZ: Nazlı kişi.

GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.

GÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.

GÜZÜN: Güz mevsiminde olan

H

HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.

HANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.

HANDE: Gülüş, gülme. Açılma. Eğlenme.

HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran

HAZAR: Barış

HEVES: Bir şeye duyulan istek

HELİN: Yuva

HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş, sevda

HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu

HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik

I

ILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.

ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık

IRMAK: Akarsuların en büyüğü

IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.

IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık

IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi

İ

İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler’in verdiği ad

İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim

İLKAY: Ayın ilk hali.

İLKE: Temel alınan düşünce, kural

İLKİM: İlk çocuğum anlamında

İLKNUR: İlk ışık

İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım

İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde

İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar, zarif.

İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti

İZEL: El izi anlamında

İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

J

JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları

JÜLİDE: Dağınık, karmakarışık

KADER: Değişmez bir karar ile iyilik ya da kötülük hazırladığına inanılan olağan üstü güç

KADRİYE: Değerle ilgili / İtibar, onur

KAMELYA: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki – Yabangülü

KAMİLE: Tam, eksiksiz, kemale ermiş, bilgin, bilgili

KAMURAN: İstediğine ulaşmış, mutlu

KARANFİL: Kokulu bir çiçek

KARDELEN: Baharda çok erken açan bir çiçek, çiğdem

KARMEN: Parlak kırmızı

KAYRA: Büyük birinden gelen iyilik – İhsan

KERİMAN: Cömert, ulu, büyük

KERİME: Cömert, ulu, büyük, kız çocuk

KEVSER: Cennette bir akarsuyun adı

KISMET: Talih, nasip, kader

KIVILCIM: Yanan bir maddeden sıçrayan ateş parçası

KIYMET: Değer, paha (baha), bedel

KİRAZ: Gülgillerden bir meyva ağacının sulu

KUMRU: Güvercinden küçük boz renkli kuş

KÜBRA: En büyük

L

LALE: Çan biçiminde bir çiçek

LAMİA: Parlayan, parlak.

LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.

M

MAHPERİ: Güzeller güzeli.

MANOLYA: Bir süs bitkisi

MELDA: İnce ve taze bedenli

MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri

MELİKE: Kadın hükümdar, padişah eşi.

MELİS: Bal, bal arısı

MELİSA: Oğul otu

MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel

MERVE: Mekke’de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı

MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası

MÜGE: İnci çiçeği

MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış

N

NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış

NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.

NAZLI: Naz yapan; İşveli, edalı

NECLA: Evlat, çocuk. Soylu.

NERGİS: Bir süs bitkisi

NERMİN: Yumuşak,narin,ince.

NESLİ: Soylu.

NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.

NEVAL: Talih,kader,kısmet.

NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma, parlaklık.

NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan, taze sürgün.

NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır

NİL: Çivit. Mısır’da bir nehir

NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.

NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde

NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi

NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık

NURAN: Nurlu, ışıklı.

NURAY: Işık saçan.

NURCAN: Aydınlık insan.

NÜKHET: Güzel koku

O

OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel

OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı

Ö

ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; gerçek ben anlamında

ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan

ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

ÖZGE: Yabancı. İyi, güzel. Cana yakın, şakacı. Yürekli, gözü pek

ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret

ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.

P

PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi

PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki

PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları

PINAR: Büyük su kaynağıÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay

R

RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.

RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel

REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen

REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu

RUHŞEN: Neşeli, canlı.

S

SANEM: Çok güzel kadın; Put

SEBLA: Uzun kirpikli göz

SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen

SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit

SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı

SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz madde SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak

SEHER: Tan ağartısı

SELDA: Bir söğüt cinsi

SELEN: Haber, müjde

SELİN: Gür akan su

SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.

SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan

SEMA: Gökyüzü; göç

SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.

SEMRA: Esmer kadın.

SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça’da put; Arapça’da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel

SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı

SERAY: Ay gibi güzel

SERMA: Kış soğuğu

SERPİL: Gelişmek, büyümek

SERPİN: Yağmur

SERRA: Rahatlık, kolaylık

SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında

SEVAL: Severek al anlamında

SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek

SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu

SEVİL: Her zaman sevilen biri ol

SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik

SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku

SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.

SEYLAN: Sel, akma, akış

SEZEN: Hisseden, sezgili

SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar

SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği

SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu, anlayışlı.

SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası

SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler

SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim

SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi

SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.

SUZAN: Yakan, yakıcı.

Ş

ŞAFAK: Gündoğumundan önceki aydınlık

ŞEBNEM: Çiğ, gece nemi, jale

ŞENAY: Mutlu geçen ay

ŞEYDA: Çılgın, deli divane

ŞİRİN: Cana yakın, sevimli

ŞULE: Alev, ateş alevi

ŞÜKRAN: İyilik bilme, minnettarlık

T

TANSU: Göğüsle ilgili

TAYYİBE: 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz

TİJEN: Taç, taçlar

TİLBE: Put – Güzel kadın

TUBA: 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat

TUĞÇE: Küçük tuğ

TÜLAY: Ayın ince ışığı

TÜLİN: Ayın çevresinde görülen ışık halkası

TÜRKAN: 1.Kraliçe. 2.Güzel kız

Ü

ÜLKÜ: Amaç, ideal

V

VİLDAN: Yeni doğmuş çocuklar

Y

YASEMİN: Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki

YELİZ: Ferah yer, aydınlık, havadar

YEŞİM: Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş

YILDIZ: Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri.

YONCA: Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı

Z

ZEHRA: Çok beyaz, parlak yüzlü

ZELİHA: Züleyha, su perisi

ZERRİN: Altından yapılmış.

ZEYNEP: Süs, bezek.

ZUHAL: Satürn gezegeninin adı.

ZULAL: Hafif, güzel, soğuk su.

ZÜMRÜT: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.

Bir önceki yazımız olan Rakı içme sanatı başlıklı makalemizde Meze, Mezeler ve Rakı hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorumlar


Sen de Yorumla!