activex

İzmir’de Yer İsimleri
İstanbul deyince pek çok kişinin aklına öncelikle mahalle ve semt isimleri gelir; daracık, çıkmaz sokaklarının bile isimlerinin olduğu mahalleler, daha görmeden, gezmeden bize özellikleri hakkında bilgi verir gibidir. Pek çoğumuz bu isimlerin yüzyılların hatırasını yansıtan birer künye olduğunu düşünür. Doğrudur… Özellikle sur içinde kalan mekânların isimleri büyük ölçüde korunmuştur. Ancak İstanbul’da pek çok mahalle ve mekân ismi siyasi rüzgârlardan kurtulamamış, özellikle geçtiğimiz yüzyılda büyük değişikliklere uğramıştır.Aynı İzmir gibi…

XIX. yüzyıl ortalarına kadar bir mahallin isimlendirilmesi o mahalle özellik katan bir olay, duygu veya nesneye göre gerçekleşirdi; mahalleler genellikle, o mahallenin temeli oluşturan ibadethanenin adını alırdı. En azından ben, sözünü ettiğimiz dönem öncesinde herhangi bir mahalleye veya sokağa, yaşayan bir insanın adının verildiğine dair bilgi görmedim. Bulabildiğim ilk uygulama II. Abdülhamit dönemine ait.

Birkaç örnek verelim; XIX. yüzyılın sonlarında kurulan Memduhiye, Gerenlik, Fethiye, Nüzhetgah, Teşvikiye, Şerefiye mahallelerinin isimleri, 1906’da sırasıyla Hamidiye, Orhaniye, Sultaniye, Süleymaniye, Fatih isimleriyle değiştirildi. 1880’lerden sonra kurulan bazı mahallelerin isimleri de zaten Mamure-i Hamit, Hamit-Abad, İhsan-ı Hamit gibi dönemin padişahının ismini taşıyorlardı. Buradaki niyet açık; Osmanlı saltanatına bağlılık merkezli bir anlayışı hayatın her alanında hakim hale getirmek, hayatın her alanını bunu sağlayacak bir araca dönüştürmek.

31 Mart Olayı, Abdülhamit’e karşı zaten var olan düşmanlığı daha da kabartınca, onun ismini taşıyan yer isimlerinin değişmesi de kaçınılmaz oldu; Hamit Abad, İhsan-ı Hamit, Karataş-Hamidiye, Mamure-i Hamit ve Mamuretü’l-Hamit sırasıyla, Osmaniye, Mahmudiye, Mecidiye, Aziziye ve Reşadiye’ye dönüştü.

Cumhuriyet döneminde tepki katmerleşti; bir yandan Yunan işgalinin çektirdiği ıstıraplarla beslenen milliyetçiliğin etkisiyle yabancı isimler yerlerini Türkçe isimlere bırakırken, diğer taraftan yıkılan Osmanlı Devleti’ni hatırlatan isimler, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’i ön plana çıkaran “Hars-ı Milliye”ye uygun isimlerle değiştirildi.

Önce Rumca, Ermenice, Fransızca ve diğer dillerdeki yer isimleri gitti; Punta, Alsancak; Bela Vista, Gündoğdu; Darağaç, Şehitler; Fasulya, Saadet; Mortakiye, Kahramanlar; Aya Vukla, Gaziler oldu. Ardından Musevice olanlar; Hahambaşı, Güzelyurt; Sansino, Oruç Reis; Beni İsrail, İstiklal haline geldi. Sokak isimleri için de aynı uygulama geçerliydi; Değirmenci Yanako sokağı, Rahmet; Kambero sokağı, Akşam; Aya Kostantino, Güzel Aydın; Manol sokağı, Nerede; Barba Yani sokağı, Güneş; Yorgi Holi sokağı, Yeşil İzmir; Dalyan sokağı, Türk İli; Havra sokağı, Türkpazarı biçimine dönüştü.

Ancak asıl kapsamlı değişim 1930’larda gerçekleşti. 1930’da çıkarılan Belediye Kanunu, belediyelerin bu gibi konularda daha rahat hareket etmesine olanak sağlayınca İzmir Belediyesi de 1930’da harekete geçmiş ve bir komisyon oluşturmuştu.

Ali Agah Bey ve Benal Nevzat ile Hasane Nalan hanımlardan oluşan komisyonun görevi İzmir’deki mahallelerin tespiti ve isimlerinin Türkçeleştirilmesiydi. Artık amaç, 1920’li yıllarda olduğu gibi sadece “gayrı milli” isimlerden kurtulmak değil, “Cumhuriyet rejimine uymayan” isimlerin de değiştirilmesiydi. Yani yeni rejim, her alanda olduğu gibi geçmişten intikal etmiş ve geçmiş rejimi hatırlatabilecek isimlerin yerine, Devrimi sembolize eden yeni isimleri yerleştirmeyi amaçlıyordu. Komisyon değiştirilecek isimleri belirlemenin dışında, yeni açılan cadde, sokak ve meydanlara verilecek isimler konusunda da öneri üretecekti.

Sonuçta komisyon çalışmalarını 1937’de tamamladı; Belediye Meclisi ve Valilik tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek olan çalışma sonucunda, İzmir’de mevcut 85 mahallenin sınırları ve isimleri yeniden düzenlendi. Hepsini burada yazmamız imkansız. Birkaç örnekle yetinelim: Fatih, Altıok (1950’lerde yeniden Fatih); Hacı İbrahim, Bozkurt; birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü Sultaniye’ler sırasıyla, Tınaztepe, Kocatepe, Duatepe, Çimentepe; Ali Ağa, Yıldız; Ahmet Ağa, Kurtuluş; Toraman, Ülkü; Şeyh, Altınordu… Karşıyaka’da tek değişiklik Osmanzade adının Aksoy olarak değiştirilmesiydi.

Yirmi metreden dar olan sokakların isimleri kaldırılması, yerlerine Üçkuyular’dan başlamak üzere numara verilmesi karalaştırıldı. (Şimdi Fahrettin Altay olan Üçkuyular Meydanı’nın adı da bir zamanlar Kennedy idi). 1938’in hemen başlarında böylece İzmir sokak isimleri tarihe karıştı. Yirmi metreden geniş cadde ve bulvarların isimleri yeniden düzenlendi: Birinci Kordon, Atatürk; İkinci Kordon, Cumhuriyet; Güzelyalı Tramvay Caddesi, İnönü; Tepecik yolu, Şehitler adını aldı. (Tepecik de sonradan Yenişehir oldu).

Yangın alanında düzenlenerek açılan yeni cadde ve bulvarların isimlendirilmesinde, daha çok iktidarda bulunan partinin (CHP) önde gelen simalarının isimleri tercih edilmişti. Dolayısıyla, iktidar değişince, bu isimlerin de çoğu değişti. Birkaç örnek (parantez içindekiler bugünkü isimleri); Celal Bayar Bulvarı (Talatpaşa), Şükrü Kaya Bulvarı (Şair Eşref), Kazım Özalp Bulvarı (Ziya Gökalp), Aziz Akyürek Bulvarı (Mürselpaşa), Voroşilof Bulvarı (Plevne), Doktor Hulusi Bey (Şehit Fethi Bey), Doktor Behçet Bulvarı (Hürriyet), Tevfik Rüştü Bulvarı (Şehit Nevres), İnönü Caddesi. (Mithat Paşa)…

Değişmeden gelenler de var; Kazım Paşa, Mimar Kemalettin, Refik Saydam, Ali Çetinkaya, Mimar Sinan, Doktor Mustafa Enver gibi…

Beni en çok şaşırtan ünlü İstiklal Mahkemesi üyelerinden ve Cumhuriyetin ilk yıllarının Nafıa bakanlarından Ali Çetinkaya’nın adının sabit kalması. Herhalde gözden kaçtı. En manalı bulduğum değişiklik ise, 1930’lu yıllarda İzmir’de baş tacı edilen, hatta İzmir fahri hemşeriliği verilen Sovyet Rusya Savunma Bakanı Voroşilof’un adını taşıyan bulvarın “Plevne” olarak değiştirilmesi…

Ne diyelim, Allah kimsenin adını Belediye’nin eline düşürmesin!

Bir önceki yazımız olan Ünlülerden İzmir Hakkında Sözler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

241 Okunma 19 Ara 2016

Yorumlar


Sen de Yorumla!